| | Üretsiz Blog oluştur

Meslek Liseleri Ve Eğitim

11 Mayıs 2009, 17:28. fav. marcos.  
Etiketler:

MESLEK LİSELERİ VE EĞİTİM

 

            Sömürünün, dolandırıcılığın ve her türlü gerici baskının en fazla olduğu liseler meslek liseleridir.Çünkü biz meslek lisesinde okuyanların, diğer arkadaşlarımızdan farkı üretime katılmış olmamızdan kaynaklıdır.Emek hırsızlığı ile karşılaşan bizleriz.

            Bizler okulda askeri bir disiplin görmekteyiz.Her türlü hakarete maruz kalmakta veya kötü koşullarda ders işlemeye mahkumuz.Bu olanaksızlıkların (laboratuar,düzgün bir sınıf ve yurt yemekleri vb.) sebebini okullara yeteri kadar bütçe ayrılmamasını sebep gösteren ve su faturasını bahane olarak gösteren idareciler binlerce TL değerinde güvenlik kamerası vb. öğrenciye faydadan fazla zarar sağlayan materyalleri almaktan üşenmiyorlar.Zaten eğitim verilmiyor.Bu kameralar ne için?Neden ders araçlarımız yerine bunlar tercih ediliyor?

            Emeğin yenilebilen bir şey olduğunu ve sömürünün her santimini hissettiğimiz, ürettiğimizi alamadığımız gördüğümüz ilk yer meslek liselerimizdir.Ve bize “Siz işçisiniz, burası fabrika.”lafını söyleyen de milli eğitim müdürü oldu.Sosyal faaliyet ve aktivitelerin yok denecek kadar az olduğu yer.Haftada 44 saat der görüyoruz o da en verimsiz şekilde ve en kötü koşullarda.Yurtta kalan bir öğrenci 16:45’te dersten çıktıktan sonra pansiyona gidip üstünü değiştiriyor, yarım saatlik bir aradan sonra yemek yiyebilmek için sıraya giriyor.Hayat hep beklemek ve zaman kaybı ile geçiyor.Sistem kendini meslek liselerinde çok iyi bir şekilde gösteriyor.Bir lise öğrencisi kadın, para ve futbolu düşünüyorsa bu, sistemin böyle şeyleri düşünmesini istediği içindir.Öğrenciler korkaklaştırılıp, yalnızlaştırılmaya bırakılıyor. Toplumdan uzaklaştırılıyor.Bireysellik ve bencillik aşılanıyor.Öğrenciler kendi arkadaşlarının hakkını yiyerek birbirini ezerek yükselmeye çalışıyor.

            Yurt maaşlarının kesilmesi temizlik sağlık gibi sorunların üstüne çevre ve toplumun baskısı da eklenmesi ile öğrenciler toplumdan uzaklaşıp hak arayışı içerisine girmiyor. Derbi-Maç günleri pansiyona geç kalan öğrencileri sorun çıkartmadan alan yönetim, konser olduğu günler yurda girişte sorun yaşıyor.Öğrencilere TV,humar,Internet vb her türlü yozlaştırıcı araçlar serbest , herhangi bir dergi kitap okuyan öğrenciler ise hakaretlere maruz kalarak sen böyle değildin neden böyle oldun gibi sorular yöneltiliyor.Ve okul yönetimi tarafında takip e alınıyor. 

            Kız meslek liselerinde ve pansiyonunda da aynı şeylerin olduğunun hatta daha fazla baskının olduğunu düşünüyorum.Bayan arkadaşlarımızın yurt a giriş saati 17:30 ve onların pansiyonunda her şey erkek pansiyonuna göre daha sıkı ve daha katı.Bayan arkadaşlarımız fiziksel olarak erkeklerden güçsüz oldukları için onların üzerine daha fazla gittiklerinden eminim.

            Bunun çözümünün de örgütlü mücadele ve sorunların  paylaşımı ile son bulacağından eminim.Onlar dışarıda rahatça dolaşamamakta özgürce düşünememekte herhangi bir kuruma gidip bir dergi okuduklarında ailelere hemen haber verilmektedir.Dersim gibi bir yerde yaşadığımız için ailererin üzerinde geçmişte yaşananların korkusu hala devam etmekte ve çocuklarına bir şey olmasın korkusu ile hiçbir yerer bırakmamakta .İdarecilerde ailelerin böyle yapacağını bildiği için hiç tereddüt etmeden haber yolluyor.Biz erkekler kadar güçlü görülmedikleri için aile baskısı ve bayan arkadaşların duygusal yönü ele alındığı zaman bu düşüncelerden uzaklaştırmanın en iyi yolu bu olsa gerek.Bu da işe yaramazsa polisler keyfi uygulamalar yaparak kimlik kontrolü ile bizleri korkutmaya çalışıyor.Bizler hakkımız olanı almalıyız.Eğitim sağlık yemek barınma biz öğrencilerin en temel ihtiyaçları hiçbir zaman hakkımızı yedirmemeli aramaktan da çekinmemeliyiz.Bizim gibi meslek liselerinde okuyan işçi yoldaşlarımız bunu daha iyi anlayabilir.Bir kere hakkını yedirirsen gerisi gelmeye başlar ve öğrenciye küçük miktar para ve biraz notla geçirerek çıkar ilişkisi kurulmaya çalışılır gördüğüm kadarı ile bu işe yarıyor.

            Meslek lisesi öğrencileri hakkını aramalı emeğine sahip çıkmalı madem biz işçiyiz o zaman alanlar bizimdir 1 Mayısta biz işçilerin en doğal hakkıdır.İdareye karşı tek silahımız olabilir oda örgütlü bir duruştur.Biz öğrenciler birbirimizi sahiplenirsek hiç kimse bize bir şey yapamaz çünkü biz olmasak bu Pazar bu çark dönmez.Şu öğrencelerin tek sorunu var oda umutlarının ve kültürlerinin olmayışı bir umut daha var oda biziz geleceği biz yaratacaksak bizim istediğimiz şekilde olmalı ve biz nasıl bir gelecek istiyorsak ona göre hareket etmeliyiz

0 yorum

İçinde bulunduğumuz sistemi ne kadar tanıyoruz?

11 Mayıs 2009, 17:18. fav. marcos.  
Etiketler:

İçinde bulunduğumuz sistemi ne kadar tanıyoruz? Sorunlarımızın ne kadar farkındayız ve sorunlarımız üzerinde sistemin payı ne? Bu sistemde emeğe söz hakkı verilmez.Paran varsa,devletin isteklerine boyun eğip onların tarafındaysan sömürülerek ve sömürerek yaşama devam edersin.Sistemin dayattığı ilke bu.

            Türkiye’de adil eğitim sistemi var deniliyor.Peki neden üst düzey yöneticilerin çocukları yabancı ülkelerde okutuluyor.Eşitlik,demokrasi deniliyor ve bir özel okul öğrencisi ile bir düz lise öğrencisi aynı sınava tabi tutuluyor.Sistem amacını ortaya koymakta zaten.Parası olanlar gelsin diğerleri elensin diyor.Okulda iyi eğitim verilmesin de öğrenciler dershane,özel okul gibi burjuvazi yerlere yatırım yapsınlar isteniyor.İnsanlar her yerde,her alanda sömürülmeye çalışılıyor.Ki bu kişileri de iktidara getirenler yine aynı insanlar.

            Şu an öğrencilere dayatılan ÖSS,KPSS gibi sınavlar öğrencinin bir üst düzeye taşınması için yapılıyor.Peki bu üst düzeyde kim var?Diktatörler, yani insanları  sömüren kesim diye tanımladığımız kişiler…

            Bu sistemi bize dayatanlar, bizi  ezberci mantığa alıştırıyor çevresindeki olayları sorgulamayan,düşünmeyen,dışa bağımlı,üretmeyen bir nevi piyon konumunda bireyler yetiştirmek istiyor.

            Ezberci bir yöntemle bir birey eğitilemez!Ancak robotlaştırılabilir.Bildiklerini de unutur.Örneğin;kültürünü,kimliğini,dilini…Ve bu şekilde yozlaşırlar.Ezberlenen bilginin bir sınırı vardır.Bir süre sonra unutulur.Ve hayata uygulamaya da sadece o sistemin yarattığı başarısız,sömürülmüş,unutmuş ya da farklı şeyler ki bunlar eğitim kavramının çok dışında kalan şeylerle doldurulmuş.Sorgulamayan,hazıra alışmış,üretmeyen bir birey ortaya çıkar ve bunun sonucu olarak da  bugünkü tipik Türkiye ortaya çıkar.

            Dışa bağımlı,üretmeyen,çökmüş bir ekonomi ve piyon yöneticiler...Bütün bu olaylar karşısında teslim olmayan öğrenciler de vardır.Sorgulamaya çalışan,çevresindeki olaylara duyarlı olan genç bireyler…Bireyler okullarda koyulan yönetmeliklerle sindirilmeye çalışılıyor.Bunların karşısında birey farklı eğilimlere giriyor.(Şiddet,madde bağımlılığı gibi.)Bunların sorumlusu bireyin kendisi olduğu kadar sistemin de payı büyüktür.Eğer sistem doğru düzgün olsaydı,birey de elbetteki yanlış şeyler yapmazdı.Kazanabilirdi,hayatı boş vermezdi.Bunun sonucunda birey kendini eleştiremiyor,sorgulamıyor ve tabanı oturmamış bir kişilik ortaya çıkıyor.Bu da ileriki dönemlerde hastalıklı bir toplum oluşmasına zemin hazırlıyor.Ve son olarak 12 yıldır bu sistemin içinde bir birey olarak şunu söyleyebilirim ki; bu sistem bana hiç bir şey kazandırmadı.Eğer kendim bu sistemin aksine davranıp, okuyup, sorgulamasaydım çevremdeki bir çok robottan farkım olmayacaktı.

0 yorum